HMK m. 290/2 uyarınca, tanık ve bilirkişilerin keşif mahallinde dinlenmesi hangi tür davalarda özellikle önem arz eder? Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/171 K. sayılı kararında, tanıkların davetiye ile çağrılarak taşınmaz başında dinlenmemesi neden bir bozma sebebi sayılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65611

Tanık ve bilirkişilerin keşif mahallinde dinlenmesi, özellikle taşınmazın niteliği, sınırları, üzerindeki yapı veya bitki örtüsü gibi coğrafi ve fiziki unsurların önem taşıdığı davalarda kritik bir öneme sahiptir. Kadastro tespiti, tapu iptal ve tescil, el atmanın önlenmesi, kamulaştırmasız el atma gibi gayrimenkul davaları bu duruma en tipik örneklerdir. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, tanıkların taşınmaz başında dinlenmemesi bir bozma sebebi sayılmıştır. Çünkü; 1) **Somutlaştırma:** Tanık veya yerel bilirkişi, keşif mahallinde, 'şu ağacın hizasından', 'bu tepenin yamacına kadar' gibi somut işaretlerle göstererek beyanda bulunabilir. Bu, soyut ifadelere göre çok daha güvenilir ve denetime elverişli bir delil elde etmeyi sağlar. 2) **Çelişkilerin Giderilmesi:** Farklı tanıkların veya bilirkişilerin beyanları arasında çelişki varsa, HMK m. 261 uyarınca bu kişilerin keşif yerinde yüzleştirilmesi ve çelişkilerin giderilmeye çalışılması en etkili yoldur. 3) **Denetime Elverişlilik:** Keşif sırasında yapılan bu somut göstermeler, fen bilirkişisi tarafından bir krokiye veya haritaya işlenir. Bu da, Yargıtay'ın dosyayı incelerken, beyanların neye tekabül ettiğini harita üzerinden somut olarak görmesini ve kararı daha sağlıklı denetlemesini sağlar. Bu nedenlerle, bu tür davalarda tanıkların duruşma salonunda değil, keşif mahallinde dinlenmesi esastır ve bu kurala uyulmaması eksik inceleme olarak kabul edilir.