Bir davada, talimatla dinlenmesi için başka bir mahkemeye yazılan tanığın, adresinde bulunamaması üzerine tebligatın iade edildiğini varsayalım. Davalı vekilinin tanığın yeni adresini bildirmek için süre talep etmesine rağmen, mahkemenin 'tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesine' karar vermesi usule uygun mudur?
Bu karar usule uygun değildir ve hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir. Bir tanığın adresinde bulunamaması, o tanıktan vazgeçildiği anlamına gelmez. Tarafların tanık dinletme hakkı, anayasal güvence altındaki savunma hakkının bir parçasıdır. Mahkemenin görevi, usulüne uygun olarak gösterilen bir delili toplamak için gerekli işlemleri yapmaktır. Metindeki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/5619 K. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Tebligat iade edildiğinde, mahkemenin yapması gereken, tanık dinletmek isteyen tarafa tanığın güncel ve tebligata elverişli bir adresini bildirmesi için makul bir süre vermektir. Taraf, adres bildirmek için süre talep etmişse, bu süre verilmelidir. Mahkemenin, tarafın açık bir vazgeçme beyanı olmaksızın, re'sen tanıktan vazgeçilmiş sayılmasına karar vermesi, savunma hakkını kısıtlayan ağır bir usul hatasıdır. Mahkeme, tanığın MERNİS adresini araştırmak, adres bildirilince yeniden tebligat çıkarmak gibi usuli işlemleri tamamlayarak tanığı dinlemeye çalışmalıdır.