Resmi belgede sahtecilik suçundan yargılanan bir sanık hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini varsayalım. Bu beraat kararı, sanığın aynı belgeye dayanarak açtığı bir menfi tespit davasında, hukuk hakimini bağlar mı? Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/3058 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65600

TBK m. 74 uyarınca kural, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı olmamasıdır. Ancak, bu kuralın istisnası, beraat kararının 'fiilin sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak saptanmasına' dayanmasıdır. Eğer beraat kararı delil yetersizliğinden değil de, örneğin belgedeki imzanın sanığa ait olmadığının bilirkişi raporuyla kesin olarak kanıtlanması gibi bir maddi olguya dayanıyorsa, bu maddi olgu tespiti hukuk hakimini bağlar. Ancak metindeki Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/3058 K. sayılı kararında, beraat kararının varlığı, hukuk hakimini bağlayıcı bir mahkumiyet kararı bulunmadığı şeklinde yorumlanmış ve davalı yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kararın lafzından, beraat kararının içeriğine girilmeksizin, 'bağlayıcı bir mahkumiyet kararı yoktur' denilerek, ispat yükünün genel kurallara göre alacaklıda olduğu ve alacaklının alacağını başka delillerle ispatlaması gerektiği, aksi halde davanın reddedileceği anlaşılmaktadır. Yani beraat kararı, davalıyı (sanığı) aklayan kesin bir delil olmasa da, davacının (alacaklının) iddiasını zayıflatan ve ispat yükünü ağırlaştıran önemli bir delil olarak dikkate alınır. Hukuk hakimi, 'bağlayıcı mahkumiyet kararı bulunmadığından' hareketle, diğer delilleri değerlendirerek bir karar verecektir.