Bir davada, davalı vekilinin HMK m. 127 uyarınca ek cevap süresi talebi üzerine, hakimin dilekçe üzerine '2 hafta uzatılmasına' şeklinde bir not düştüğü ancak bu ek sürenin hangi tarihten başlayacağını belirtmediği bir durumda, bu sürenin başlangıcı nasıl yorumlanmalıdır? Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/7522 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65597

HMK m. 127/1, ek sürenin 'cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak' üzere verileceğini düzenler. Ancak, bu kararın taraflara bildirilmesi gerekir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/7522 K. sayılı kararında ele alınan olayda, hakim başlangıç tarihini belirtmemiş, çıkarılan tebligatta ise 'cevap verme süresinin bitiminden itibaren 2 hafta süre verilerek süreniz uzatılmıştır' denilmiştir. Yargıtay, bu durumda sürenin, 'karşı tarafa tebliğ tarihinden itibaren' başlayacağının kabulü gerektiğini belirtmiştir. Bu yorum, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ve hukuki güvenlik ilkelerine dayanır. Davalı, kendisine ne kadar ek süre verildiğini ve bu sürenin ne zaman başladığını net bir şekilde bilme hakkına sahiptir. Belirsiz veya usulsüz bir bildirimle davalının cevap hakkının kısıtlanması düşünülemez. Bu nedenle, ek süre kararını içeren bildirimin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren ek sürenin işlemeye başlaması, savunma hakkının korunması açısından en doğru yorumdur. Mahkemenin, bu tebligat tarihini dikkate almadan, cevap dilekçesini süresinde verilmediği gerekçesiyle dikkate almaması hatalıdır.