TCK m. 53/1-c bendindeki hak yoksunluğuna ilişkin karar verilirken, mahkemenin hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki ve diğer kişiler üzerindeki velayet/vesayet yetkileri açısından bir ayrım yapması gerekir mi? Bu ayrım yapılmaksızın genel bir yoksunluk kararı verilmesi usule uygun mudur?
Evet, mahkemenin bu ayrımı yapması zorunludur. Bu ayrım yapılmadan verilen genel bir yoksunluk kararı usule uygun değildir. TCK m. 53/2, hükümlünün, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı olan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılacağını düzenler. TCK m. 53/3 ise, cezası ertelenen veya denetimli serbestlikle infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün, kendi altsoyu üzerindeki bu yetkileri kullanmaya devam edeceğini belirtir. Diğer kişilere (örneğin, yeğeni, kardeşi) karşı vesayet veya kayyımlık yetkileri ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar (bihakkın tahliye tarihine kadar) kısıtlıdır. Dolayısıyla, mahkemenin kararında bu ayrımı net bir şekilde yapması gerekir. Metindeki Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2017/4718 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin, TCK m. 53/1-c'deki hak yoksunluğunu, 'kendi altsoyu' ve 'diğer kişiler' şeklinde bir ayrım yapmaksızın, genel olarak koşullu salıverilme tarihine kadar uygulaması hatalıdır ve bozma nedenidir.