TCK m. 53/5'in uygulanması, mahkûmiyetin kanuni ve doğal bir sonucu mudur, yoksa mahkemenin ayrıca karar vermesini gerektiren bir durum mudur? Bu durumun 'aleyhe bozma yasağı' açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65587

TCK m. 53/5'in uygulanması, mahkumiyetin kanuni ve doğal bir sonucu değildir; mahkemenin takdirine bağlı ve hükümde 'ayrıca' gösterilmesi gereken bir güvenlik tedbiridir. Bu durum, TCK m. 53/1'den temel farkıdır. TCK m. 53/1'deki yoksunluklar, hapis cezasına mahkumiyetin zorunlu bir sonucu olup, kararda yazılmasa bile infazda dikkate alınır. Bu nedenle 'aleyhe bozma yasağı' kapsamında değerlendirilmezler. Ancak TCK m. 53/5'teki yasaklama, hakimin olayın koşullarına göre karar vereceği, süresini takdir edeceği, hem hapis hem de adli para cezası için uygulanabilen özel bir tedbirdir. Metinde atıf yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/379 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin bu fıkrayı uygulamayı unutması ve kararın sadece sanık lehine temyiz edilmesi durumunda, Yargıtay bu eksikliği sanık aleyhine bozamaz. Çünkü TCK m. 53/5'in uygulanması, mahkumiyetin otomatik bir sonucu olmadığından ve sanığın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olduğundan, CMUK m. 326'daki (CMK m. 307/4) 'aleyhe bozma yasağı' kapsamına girer.