Yargıtay kararlarında, bir ceza mahkemesi kararının hukuk davasına etkisi tartışılırken, ceza hukukunun 'maddi gerçeği', hukuk usulünün ise 'şekli gerçeği' aradığı vurgulanmaktadır. Bu iki kavram arasındaki fark nedir ve bu fark, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamasının temel gerekçesini nasıl oluşturur?
'Maddi gerçek' ve 'şekli gerçek' arasındaki fark, yargılamanın amacı ve kullanılan araçlardaki farklılıktan kaynaklanır. **Maddi Gerçek (Ceza Yargılaması):** Ceza yargılamasının temel amacı, ne pahasına olursa olsun somut olayın nasıl gerçekleştiğini, yani maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla, hakim delilleri serbestçe toplar ve değerlendirir (re'sen araştırma ilkesi). Tarafların delil sunma sürelerini kaçırması veya bir delili hiç sunmaması, hakimin o delili araştırmasına engel değildir. Kamu düzenini ve bireyin özgürlüğünü derinden etkilediği için, şekli kurallardan çok, gerçeğe ulaşmak önceliklidir. **Şekli Gerçek (Hukuk Yargılaması):** Hukuk yargılamasında ise temel ilke 'taraflarca getirilme' ilkesidir. Hakim, kural olarak tarafların sunduğu delillerle ve ileri sürdüğü vakıalarla bağlıdır. Taraflar, iddia ve savunmalarını ve delillerini kanunda öngörülen sürelere ve şekil şartlarına uygun olarak sunmak zorundadır. Aksi halde bu haklarını kaybedebilirler (örn. kesin süre). Bu nedenle hukuk yargılaması, maddi gerçeğe değil, tarafların usule uygun şekilde ispatlayabildiği 'şekli gerçeğe' göre sonuçlanır. Bu fark, ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini maddi olgu yönünden bağlamasının temelini oluşturur. Çünkü maddi gerçeği araştırmak için daha geniş yetkilerle donatılmış ve daha derinlemesine bir inceleme yapmış olan ceza mahkemesinin ulaştığı maddi olgu tespitinin, daha sınırlı yetkilerle hareket eden hukuk hakimince yeniden tartışılması çelişki yaratır ve usul ekonomisine aykırı olur. (Bkz: Yargıtay 9. HD, 2021/5430 K.)