Kasten adam öldürme suçundan yargılanan sanık hakkında ceza mahkemesi, maktulden gelen haksız bir fiile tepki olarak eylemin gerçekleştirildiği gerekçesiyle TCK m. 29 uyarınca 'haksız tahrik' indirimi uygulamıştır. Bu 'haksız tahrik' tespiti, maktulün mirasçılarının açtığı manevi tazminat davasında hukuk hakimini bağlar mı ve tazminat miktarını nasıl etkiler?
Evet, bu tespit hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinin, eylemin 'haksız tahrik' altında işlendiği yönündeki tespiti, fiilin işleniş biçimine ve taraflar arasındaki ilişkiye dair bir 'maddi olgu' tespitidir. Bu nedenle, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla sabit hale gelen bu maddi olgu, TBK m. 74 uyarınca hukuk hakimini bağlar. Hukuk hakimi, artık 'olayda haksız tahrik yoktur' diyemez. Bu durumun tazminat miktarına etkisi ise TBK m. 51 ve 52 (eski BK m. 43-44) çerçevesinde değerlendirilir. TBK m. 52/1, 'Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.' hükmünü içerir. Haksız tahrik, zarar görenin (maktulün) zararın doğmasında 'etkili olması' (müterafik kusur) anlamına gelir. Bu nedenle, metindeki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/506 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, hukuk hakimi, haksız tahrik olgusunu dikkate alarak hükmedilecek tazminat miktarında 'uygun bir indirim' yapmak zorundadır. Bu indirim, ceza hukukundaki gibi matematiksel bir oranda olmak zorunda değildir; hakim, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir indirim oranı takdir eder. Tazminatın tamamen reddi değil, indirilmesi söz konusudur.