Bir mimarın, ruhsata tabi bir proje çizerken yaptığı hata nedeniyle binanın çökmesi ve bir kişinin yaralanması sonucu 'taksirle yaralama' suçundan mahkum olduğunu varsayalım. Mahkemenin, TCK m. 53/6 uyarınca bu mimarın 'mesleğini icra etmekten yasaklanmasına' karar verebilmesi için hangi koşulun varlığı aranır? Müteahhitlik yapan bir kişinin aynı suçtan mahkumiyeti halinde bu tedbir uygulanabilir mi?
TCK m. 53/6 uyarınca bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanabilmesi için, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre o meslek veya sanatın bir 'ruhsatnameye' veya resmi bir izne tabi olarak icra edilmesi gerekir. Mimarlık, mühendislik, doktorluk, avukatlık gibi meslekler, ilgili meslek odalarına kayıt olmayı ve belirli bir yetki belgesine sahip olmayı gerektiren, ruhsatnameye tabi mesleklerdir. Dolayısıyla, bir mimarın mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu işlediği taksirli bir suçtan dolayı, mahkeme 3 aydan 3 yıla kadar mesleğini icra etmekten yasaklanmasına karar verebilir. Ancak, metindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/4827 ve 2014/15579 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, 'müteahhitlik' Yargıtay tarafından ruhsatnameye bağlı bir meslek veya sanat olarak kabul edilmemektedir. Müteahhitlik, daha çok ticari bir faaliyet olarak görülmektedir. Bu nedenle, taksirli bir suçtan mahkum olan müteahhit hakkında TCK m. 53/6 uyarınca 'müteahhitlik yapmaktan yasaklama' kararı verilemez. Bu durum, çalışma hürriyetinin haksız yere kısıtlanması olarak kabul edilir ve bozma nedenidir.