Bir şirketin tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinmesinden sonra, şirketin faal olduğu döneme ilişkin olarak tespit edilen bir vergi borcu ve özel usulsüzlük cezasından, şirketin eski kanuni temsilcisi sorumlu tutulabilir mi? 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 9. fıkra ve Danıştay'ın bu konudaki yorumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65546

Evet, sorumlu tutulabilir. Normalde, bir tüzel kişiliğin ticaret sicilinden silinmesiyle hukuksal varlığı sona erer ve artık borçlu kılınamaz. Ancak bu durum, vergi alacaklarının takipsiz kalmasına yol açtığı için, 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenen 9. fıkra ile bu duruma bir çözüm getirilmiştir. Bu fıkra uyarınca, tasfiyesi tamamlanmış ve sicilden silinmiş kurumlar adına, tasfiye öncesi dönemlere ilişkin yapılacak her türlü vergi tarhiyatı ve ceza kesme işleminde muhatap, 'tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri'dir. Bu tarhiyatlar, kanuni temsilcilerden biri adına müteselsilen sorumlu olmak üzere yapılabilir. Danıştay 3. Dairesi'nin 2021/4742 sayılı kararında da bu durum ele alınmış, ancak önemli bir ayrıma gidilmiştir. Kararda, bu fıkranın uygulanabilmesi için şirketin usulüne uygun bir 'tasfiye süreci' geçirerek sicilden silinmiş olması gerektiği, 670 sayılı KHK gibi özel düzenlemelerle tasfiyesiz olarak 're'sen' sicilden silinen şirketler için bu fıkranın doğrudan uygulanamayacağı yorumu yapılmıştır. Ancak daha sonra bu boşluk 213 sayılı VUK m. 10'a eklenen bir fıkra ile giderilmiştir. Dolayısıyla, usulüne uygun tasfiye ile kapanan şirketlerin vergi borçları ve cezalarından kanuni temsilcileri sorumlu tutulur.