Bir taşınmazın mülkiyeti konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunan bir el atmanın önlenmesi davasında verilen kararın icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekirken, mülkiyetin çekişmeli olmadığı bir davada verilen kararın kesinleşmeden icra edilebilmesinin hukuki mantığı nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/780 K. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65497

Bu ayrımın hukuki mantığı, ilamın 'taşınmazın aynıyla ilgili' olup olmamasında yatmaktadır. HMK m. 367/2 (eski HUMK m. 443/4), taşınmazın aynıyla (mülkiyet ve diğer ayni haklarla) ilgili ilamların kesinleşmeden icra edilemeyeceğini düzenler. Eğer el atmanın önlenmesi davasında davalı, 'ben de bu taşınmazın malikiyim' veya 'üzerinde irtifak hakkım var' gibi bir ayni hak iddiasında bulunursa, mahkemenin vereceği karar, taraflar arasındaki mülkiyet veya ayni hak ilişkisini çözen, yani 'taşınmazın aynıyla ilgili' bir karar olur. Bu kararın icrası, mülkiyet durumunu kalıcı olarak etkileyeceğinden, temyiz incelemesi sonucunda değişme ihtimaline karşı kesinleşmesi beklenir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/780 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, davalının herhangi bir ayni hak iddiası yoksa ve sadece haksız el atmasını sürdürüyorsa, mahkemenin vereceği el atmanın önlenmesi kararı, mülkiyet durumunu değil, sadece fiili bir duruma son vermeyi amaçlar. Bu karar, taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilafı çözmez. Bu durumda asıl olan, mülkiyet hakkına üstünlük tanınması ve malikin malına bir an evvel kavuşmasının sağlanmasıdır. Bu nedenle, mülkiyetin çekişmeli olmadığı el atmanın önlenmesi davalarında verilen hüküm, kesinleşmeden icraya konulabilir. Ancak, ilamın eklentisi olan yargılama giderleri ve tazminat gibi alacakların icrası için de asıl ilamın icra koşullarına bakılır.