TCK m. 218 uyarınca, TCK m. 216'daki suçların 'basın ve yayın yoluyla' işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir haldir. Ancak aynı madde, 'haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları'nın suç oluşturmayacağını belirtmektedir. Yargıtay'a göre haber verme ve eleştiri hakkının sınırları nelerdir ve bu sınırlar aşıldığında bir ifadenin TCK m. 216 kapsamına girdiği nasıl tespit edilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65477

TCK m. 218, basın özgürlüğü ile kamu barışının korunması arasındaki dengeyi kurar. Metinde de belirtildiği gibi Yargıtay, haber verme ve eleştiri hakkının meşru kabul edilebilmesi için bazı objektif sınırlar belirlemiştir. Haber verme hakkının sınırları: 1) Haberin gerçek ve güncel olması, 2) Haberin verilmesinde kamu yararı bulunması, 3) Haberin veriliş şekli ile özü arasında düşünsel bir bağ olması (ölçülülük). Eleştiri hakkının sınırları da benzer şekilde, eleştirinin gerçek bir olguya dayanması, kamuyu ilgilendirmesi ve 'küçültücü' veya aşağılayıcı ifadeler kullanılmamasıdır. Bu sınırlar aşıldığında, yani bir haber veya eleştiri, gerçek dışı bilgilere dayanıyor, orantısız bir dil kullanıyor ve temel amacı bilgi vermek veya eleştirmekten çıkarak, halkın belirli bir kesimini sırf sosyal sınıf, ırk, din gibi özelliklerinden dolayı aşağılamak veya onlara karşı nefreti körüklemek haline geliyorsa, ifade TCK m. 216 kapsamına girer. Değerlendirme yapılırken, ifadenin bütünü, kullanıldığı bağlam, failin amacı ve ifadenin toplum üzerinde yaratabileceği 'açık ve yakın tehlike' göz önünde bulundurulur. Amaç, eleştiri veya haber değil de, kin ve düşmanlığa tahrik ise, TCK m. 218'deki hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkar ve nitelikli hal uygulanır.