TCK m. 216/1'de düzenlenen 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçunun 'somut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi ne anlama gelmektedir? Bu nitelendirmenin, suçun oluşması için aranan 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması' şartı ile bağlantısını kurarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65476

Bir suçun 'somut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi, suçun tamamlanması için bir zararın meydana gelmesinin gerekmediği, ancak kanuni tanımda belirtilen fiilin, korunan hukuki değere yönelik somut bir tehlike yaratmasının yeterli olduğu anlamına gelir. Soyut tehlike suçlarından farkı, tehlikenin varsayılmayıp, her somut olayda hakim tarafından fiilin tehlike yaratma potansiyelinin ayrıca araştırılmasıdır. TCK m. 216/1'de bu durum, 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması' şartı ile somutlaştırılmıştır. Buna göre, failin halkın bir kesimini diğerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik edici bir söylemde bulunması tek başına suçu oluşturmaz. Bu söylemin, toplumsal barışı ve kamu güvenliğini bozma potansiyeli taşıyan, 'açık' (şüpheye yer vermeyecek şekilde belirgin) ve 'yakın' (zarar doğurma olasılığına zaman ve mekan olarak yakın) bir tehlikeye yol açması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin K.2020/10890 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkeme, failin eylemiyle ortaya çıkan tehlike arasında bir nedensellik bağı kurmalı ve bu tehlikenin somut olgulara dayandığını kararında gerekçelendirmelidir. Bu şart, ifade özgürlüğünün (AİHS m. 10) korunması ile kamu güvenliğinin korunması arasında bir denge kurmayı amaçlar ve her türlü eleştirel veya rahatsız edici ifadenin bu suç kapsamında cezalandırılmasını engeller.