KVKK m. 4'te düzenlenen 'kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler'den olan 'işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma' (m. 4/II-ç) ilkesi, boşanma davasında delil olarak sunulan kişisel veriler açısından ne gibi bir anlam ifade eder? Bu ilkenin ihlali, delilin geçerliliğini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65467

KVKK m. 4/II-ç'de yer alan 'işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma' ilkesi (ölçülülük ilkesi), boşanma davasında delil elde etme ve kullanma faaliyetinin sınırlarını belirler. Bir eş, diğer eşin kişisel verilerini boşanma davasında haklılığını ispatlamak (meşru amaç) için işliyorsa, bu amaçla doğrudan ilgili olmayan verileri elde edip sunamaz. Örneğin, eşin sadakatsizliğini ispatlamak için üçüncü bir kişiyle olan yazışmalarını sunması amaçla bağlantılı olabilirken, aynı eşin tüm banka hesap dökümlerini, sağlık raporlarını veya işle ilgisiz tüm e-postalarını dosyaya sunması 'sınırlı ve ölçülü olma' ilkesinin ihlali anlamına gelir. Veri işleme, amacı gerçekleştirmek için gerekli olanla sınırlı kalmalıdır. Metinde de belirtildiği gibi, 'ispat vasıtası olması amacıyla işlenen veriler, ispat için kullanıldıktan sonra silinmeli, ispat amacı dışında kullanılmamalıdır'. Bu ilkenin ihlali, delilin elde edilme ve kullanılma şeklinin hukuka aykırılığını artırır. Mahkeme, ölçülülük ilkesine açıkça aykırı şekilde dosyaya sunulan ve dava konusuyla ilgisiz olan kişisel verileri, KVKK m. 4'ün ihlali nedeniyle hukuka aykırı delil olarak kabul edebilir ve HMK m. 189/II gereği değerlendirme dışı bırakabilir. Ayrıca bu durum, veriyi işleyen eşin hukuki ve cezai sorumluluğunu da doğurabilir.