TCK m. 245'in 2. ve 3. fıkraları arasındaki ilişkiyi, özellikle sahte bir kredi kartını hem üreten hem de kullanan bir failin cezai sorumluluğu açısından tartışınız. Bu durumda TCK m. 44 (farklı neviden fikri içtima) veya geçitli suç kuralları uygulanabilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
TCK m. 245/2 (sahte kart üretme, satma vb.) ve TCK m. 245/3 (sahte kartı kullanma) fıkraları, birbirinden bağımsız ve ayrı suçlar olarak düzenlenmiştir. Metinde yer alan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2015/21415 ve 2015/12123 sayılı kararlarında bu durum net bir şekilde açıklanmıştır. Yargıtay'a göre, sahte kartı üreten ve daha sonra bu kartı kullanarak menfaat temin eden fail, her iki fıkradan da ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Bu durumda geçitli suç veya fikri içtima kuralları uygulanmaz. Gerekçesi şudur: 1) **Bağımsız Suçlar:** Bir kişi sahte kartı sadece satmak veya devretmek amacıyla üretebilir, hiç kullanmayabilir. Başka bir kişi ise, başkasının ürettiği sahte kartı bir şekilde ele geçirip kullanabilir. Bu da fiillerin birbirinden bağımsız olduğunu gösterir. 2) **Fikri İçtima Yokluğu:** TCK m. 44'ün uygulanabilmesi için 'işlenen bir fiil ile' birden fazla suçun oluşması gerekir. Oysa sahte kart üretmek ayrı bir fiil, bu kartı daha sonra bir ATM'de veya POS cihazında kullanmak ayrı bir fiildir. Fiiller farklı olduğu için fikri içtima uygulanamaz. 3) **TCK m. 212 Paralelliği:** Yargıtay, bu durumu TCK m. 212'deki sahte resmi belgenin kullanılması durumuna benzetir. Nasıl ki sahte belgeyi düzenlemek (TCK m. 204) ve bu belgeyi kullanarak dolandırıcılık yapmak (TCK m. 158) ayrı ayrı cezalandırılıyorsa, burada da sahte kart üretmek ve kullanmak ayrı suçlardır. Sonuç olarak, fail hem TCK m. 245/2 hem de TCK m. 245/3'ten gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırılır.