Bir sosyal medya kullanıcısının, Gezi eylemlerine katılanlara karşı şiddet kullanılmasını teşvik eden paylaşımlarda bulunması eyleminin hukuki niteliğini, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1077 E. sayılı kararı ışığında TCK m. 216 ve TCK m. 214 açısından değerlendiriniz. Neden bu eylem TCK m. 216 kapsamında değerlendirilmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65388

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1077 E. sayılı kararında, Gezi eylemlerine katılanlara karşı şiddeti teşvik eden paylaşımlar TCK m. 216 kapsamında değil, TCK m. 214'te düzenlenen 'suç işlemeye alenen tahrik' suçu kapsamında değerlendirilmiştir. Bunun temel nedeni, TCK m. 216/1'in uygulama alanının kanunda tahdidi (sınırlı) olarak sayılan farklılıklara dayanmasıdır. Madde, halkın 'sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge' farklılıklarına dayanılarak birbirine karşı kin ve düşmanlığa tahrik edilmesini suç saymaktadır. 'Siyasi görüş' veya 'belirli bir toplumsal olaya katılım' gibi farklılıklar bu maddede sayılmamıştır. Gezi eylemlerine katılanlar, bu sayılan kategorilerden birine giren homojen bir grup değil, belirli bir siyasi ve toplumsal protestoya katılan heterojen bir kitledir. Bu nedenle, onlara karşı yapılan kışkırtma, TCK m. 216/1'in unsurlarını oluşturmaz. Ancak, bu kişilere karşı yaralama gibi suçların işlenmesini kışkırtmak, açıkça TCK m. 214'te tanımlanan 'suç işlemeye alenen tahrik' suçunun maddi unsurunu oluşturur. Yargıtay, bu kararıyla suç vasfının doğru belirlenmesi gerektiğini ve TCK m. 216'daki kategorilerin kıyas yoluyla genişletilemeyeceğini vurgulamıştır.