TCK m. 117/1'deki 'iş ve çalışma hürriyetinin ihlali' suçu ile TCK m. 106'daki 'tehdit' suçu arasındaki ilişkiyi, özellikle eylemlerin 'kül halinde' değerlendirilmesi gereken durumlar açısından Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/28714 E. ve 2017/22687 E. sayılı kararları doğrultusunda açıklayınız. Bu durumlarda fikri içtima mı yoksa bileşik suç mu söz konusudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65384

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre, tehdit eylemi, TCK m. 117/1'de düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun unsurunu oluşturuyorsa, faile ayrıca tehdit suçundan ceza verilmez. Yargıtay, bu gibi durumlarda eylemlerin 'kül halinde' (bir bütün olarak) iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturduğunu kabul etmektedir. Örneğin, 2017/22687 E. sayılı kararda, sanığın rakibi olan müştekiye karşı farklı zamanlarda kullandığı cebir ve tehdidin 'özel kast açısından' TCK m. 117/1'e uyan tek bir suç oluşturduğu belirtilmiştir. Bu durum, TCK m. 42'de düzenlenen 'bileşik suç' kurumuna benzer bir mantığa dayanır. Bileşik suçta, bir suçun içinde başka bir suç unsur olarak yer alır ve faile sadece daha ağır olan suçtan ceza verilir. TCK m. 117/1'in işleniş biçimi olarak 'tehdit' açıkça sayıldığı için, iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme 'özel kastı' ile gerçekleştirilen tehdit, bu suçun bir parçası haline gelir ve bağımsız bir suç olarak ayrıca cezalandırılmaz. Dolayısıyla burada farklı neviden fikri içtima (TCK m. 44) değil, kanunun özel düzenlemesi gereği tek bir fiilin (iş ve çalışma hürriyetinin ihlali) varlığı kabul edilir ve sadece TCK m. 117/1'den ceza verilir. Ayrı ayrı hem tehditten hem de TCK m. 117/1'den ceza verilmesi bozma nedeni sayılmaktadır.