Bir eşin, diğer eşin aldatma eylemini ispatlamak için gizlice ses kaydı alması ve bu kaydı mahkemeye sunması durumunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 'ani gelişen olay' ve 'başka türlü delil elde etme imkanının olmaması' kriterleri, boşanma davasındaki delilin hukuka uygunluğu açısından nasıl bir rol oynar? Bu durum KVKK m. 5/II(e) kapsamında nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65373

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2013 tarihli ilamında belirtilen 'bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması' ve 'yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı' kriterleri, ceza hukuku bağlamında bir kaydın hukuka uygunluğunu belirlemek için geliştirilmiştir. Metindeki karşı oy yazısında da bu kriterlere atıf yapılmıştır. Bu kriterler, boşanma davaları açısından da kıyasen uygulanabilir. Eğer eş, diğer eşin sadakatsizliğine tesadüfen tanık olmuş ve bu durumu başka bir şekilde ispatlama imkanı bulunmayan, ani gelişen bir durum içinde ses kaydı almışsa, bu eylem 'hakkın korunması için zorunlu' bir veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, KVKK m. 5/II(e) hükmü, delilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran bir meşruiyet sebebi olarak işlev görebilir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.11.2014 tarihli kararında da vurgulandığı gibi, eğer olay ani gelişmemişse ve taraflar arasında zaten uzun süredir devam eden bir uyuşmazlık varsa veya başka delil elde etme imkanları (örneğin tanık dinletme) mevcutsa, gizlice alınan ses kaydı hukuka aykırı delil kabul edilecek ve HMK m. 189/II gereği hükme esas alınamayacaktır. Dolayısıyla her somut olayın kendi özellikleri içinde bu kriterlere göre değerlendirilmesi gerekir.