Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken, birleştirilen davalar ve ihtiyari dava arkadaşlığı durumlarında sınır nasıl hesaplanır? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/7614 K. sayılı kararındaki ilkelere göre açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65356

Temyiz kesinlik sınırı (HMK m. 362, eski HUMK m. 427), bir kararın temyiz edilip edilemeyeceğini belirleyen parasal değerdir. Bu sınırın altındaki davalara ilişkin kararlar kesindir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/7614 K. sayılı kararında da belirtilen yerleşik ilkelere göre, bu sınırın hesaplanmasında farklı dava türleri için şu kurallar uygulanır: 1) **Birleştirilen Davalar:** Davaların birleştirilmesi (HMK m. 166), onların bağımsız niteliğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, birleştirilen davalarda temyiz sınırı, davaların değerleri toplanarak değil, her bir dava için 'ayrı ayrı' belirlenir. Bir dava temyiz edilebilirken, birleştirilen diğer dava kesinlik sınırının altında kalabilir. 2) **İhtiyari Dava Arkadaşlığı (HMK m. 57):** Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişinin bulunduğu bu durumda da, her bir dava arkadaşının talebi diğerinden bağımsızdır. Dolayısıyla temyiz sınırı, her bir dava arkadaşının talep ettiği veya sorumlu tutulduğu miktar üzerinden 'ayrı ayrı' değerlendirilir. Örneğin, iki işçinin aynı dilekçeyle dava açması halinde, her birinin alacak talebi ayrı ayrı kesinlik sınırıyla karşılaştırılır. Bu kuralların temelinde, her bir davanın veya her bir dava arkadaşının talebinin kendi başına bağımsız bir hukuki uyuşmazlık teşkil etmesi yatmaktadır.