Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.2002 tarihli kararında geçen 'evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşamı alanıdır' ve 'bu alan diğer eş için dokunulmaz değildir' argümanı, 6698 sayılı KVKK'nın yürürlüğe girmesinden sonra güncelliğini ve hukuki geçerliliğini ne ölçüde korumaktadır? KVKK, aile yaşamı alanındaki kişisel verilerin korunmasına farklı bir yaklaşım getirmiş midir?
Yargıtay'ın 2002 tarihli bu kararı, KVKK öncesi dönemin anlayışını yansıtmaktadır. Karar, evlilik birliğini, bireylerin özel yaşam alanlarının birleşerek 'aile yaşamı' adında, daha az dokunulmaz ve eşlerin birbirine karşı daha şeffaf olduğu bir alana dönüştüğü varsayımına dayanmaktadır. Ancak, 2016'da yürürlüğe giren 6698 sayılı KVKK, bu anlayışı temelden değiştirme potansiyeline sahiptir. KVKK, 'kimliği belli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü bilgiyi' koruma altına alarak, kişisel verilerin korunmasını temel bir hak olarak düzenlemiştir. Kanun, 'eşler arasında' veya 'aile içinde' bir istisna öngörmemiştir. Dolayısıyla, bir kişinin evli olması, onun kişisel verileri üzerindeki hakkını ve özel hayatının gizliliğini ortadan kaldırmaz. Eşler, birbirlerine karşı sadakat gibi yükümlülükler altında olsalar da bu, diğerinin kişisel verilerini rızasız işleme hakkı tanımaz. Güncel hukuk anlayışında, 2002 tarihli kararın argümanı zayıflamıştır. Artık, 'aile yaşamı alanı' kavramı, kişisel verilerin korunması hakkını tamamen ortadan kaldıran bir gerekçe olarak kullanılamaz. Bunun yerine, bir delilin hukuka uygunluğu, KVKK m. 5/II(e)'de olduğu gibi, daha somut ve dar yorumlanması gereken 'bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması' gibi istisnai şartların varlığına bağlıdır. Dolayısıyla KVKK, aile içindeki bireylerin kişisel verilerini de koruyarak, eski içtihattaki geniş yorumu daraltmıştır.