Bir davada, mahkeme, ön inceleme duruşmasında, HMK m. 140/3 uyarınca, tarafların 'sulhe' teşvik etmiştir. Taraflar, mahkeme huzurunda bir sulh sözleşmesi yaparak uyuşmazlığı sona erdirmişlerdir. Bu sulh sözleşmesinin hukuki niteliği ve icra edilebilirliği nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65293

Mahkeme huzurunda yapılan sulh, HMK m. 313'te düzenlenmiştir ve hem bir 'usul hukuku sözleşmesi' hem de bir 'maddi hukuk sözleşmesi' niteliği taşıyan, karma bir hukuki işlemdir. Hukuki niteliği ve icra edilebilirliği şöyledir: 1) Maddi Hukuk Açısından: Sulh, tarafların, aralarındaki bir uyuşmazlığı veya belirsiz bir durumu, karşılıklı fedakarlıkta bulunarak sona erdirdikleri bir sözleşmedir. Bu yönüyle Borçlar Kanunu'ndaki sulh sözleşmesine benzer. 2) Usul Hukuku Açısından: Mahkeme huzurunda yapılan sulh, devam eden bir davayı sona erdirir. 3) Hukuki Gücü ve İcra Edilebilirliği: HMK m. 315/1, 'Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.' der. Bu, mahkeme içi sulhün en önemli sonucudur. Mahkeme, tarafların sulh beyanlarını tutanağa geçirir ve dava hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' karar verir. Bu tutanak, 'ilam niteliğinde belge' sayılır (HMK m. 315/2). Bu ne demektir? Taraflardan biri, sulh sözleşmesindeki yükümlülüğünü (örneğin, belirli bir miktar parayı ödemeyi) yerine getirmezse, diğer taraf, bu sulh tutanağına dayanarak, sanki elinde bir mahkeme kararı (ilam) varmış gibi, doğrudan 'ilamlı icra' takibi başlatabilir. Yani, sulh tutanağı, yeniden bir dava açmaya gerek kalmaksızın, doğrudan cebri icra yoluyla uygulanabilen, güçlü bir belgedir.