Bir tacir, VUK'a göre tuttuğu ticari defterlerini, vergi incelemesi için ibraz etmesi istendiğinde, 'defterlerin çalındığını' beyan etmiş, ancak bu konuda karakola yapılmış bir başvuru veya mahkemeden alınmış bir zayi belgesi sunamamıştır. Bu durum, vergi hukuku açısından nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65286

Bu durum, VUK açısından 'defter ve belgeleri gizleme' (VUK m. 359/a-2) olarak kabul edilir. Defterlerin çalınması, VUK m. 13'te sayılan mücbir sebepler arasında yer almaz. Ancak Yargıtay ve Danıştay içtihatlarında, hırsızlık olayının, failin iradesi dışında gerçekleşmesi ve bu durumun somut delillerle (polis tutanağı, hırsızlığın gerçekleştiğine dair kanıtlar, mahkemeden alınmış zayi belgesi vb.) ispatlanması halinde, mücbir sebep benzeri bir durum olarak kabul edilebileceği belirtilmektedir. Mükellefin, sadece soyut bir 'çalındı' beyanında bulunması, ancak bu iddiasını destekleyecek hiçbir objektif delil sunamaması, bu beyanın inandırıcı bulunmamasına ve defterleri ibrazdan kaçınmak için bir bahane olarak kullanıldığı kanaatinin oluşmasına yol açar. Bu durumda, defterlerin var olduğu ancak mükellefin bunları kasıtlı olarak ibraz etmediği, yani 'gizlediği' kabul edilir. Bu, hem hapis cezası gerektiren bir vergi kaçakçılığı suçunu oluşturur hem de vergi matrahının re'sen takdir edilerek, bulunan fark üzerinden en az üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesine neden olur.