Bir boşanma davasında, davacı, dava dilekçesinde, davalının evlilik birliği içindeki kusurlu davranışlarını ispatlamak için 'her türlü yasal delil' ifadesini kullanmış ve ayrıca 'tanık' deliline dayandığını belirtmiştir. Ön inceleme duruşmasından sonra, davacı, daha önce hiç bahsetmediği ve davalının özel hayatına ilişkin bir 'ses kaydını' mahkemeye sunmak istemektedir. Bu talep kabul edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65283

Kabul edilemez. Davacının, dilekçeler teatisi aşamasında dayanmadığı bir delili, sonradan tahkikat aşamasında ileri sürmesi, HMK m. 141'deki 'iddianın genişletilmesi yasağı'na takılır. 'Her türlü yasal delil' ifadesi, sonradan delil sunma hakkını saklı tutan sihirli bir formül değildir. Taraflar, dayandıkları temel delilleri (tanık, belge, bilirkişi, yemin, keşif vb.) dilekçelerinde somut olarak belirtmekle yükümlüdürler. Davacı, dilekçesinde 'ses kaydı' veya genel olarak 'elektronik kayıt' gibi bir delile dayanmamıştır. Ses kaydı, 'tanık' veya 'belge' delilinden farklı, bağımsız bir delil türüdür. Bu nedenle, daha önce dayanılmayan bu delilin sonradan sunulması, iddianın deliller yönünden genişletilmesi anlamına gelir. Bu yasağın aşılabilmesi için, karşı tarafın (davalının) bu delilin sunulmasına 'açıkça muvafakat etmesi' veya davacının 'ıslah' yoluna başvurması gerekir. Bu iki durum söz konusu değilse, mahkeme, süresinden sonra ileri sürülen bu delil sunma talebini reddetmelidir.