Bir alacak davasında, davacı, alacağını ispatlamak için, davalı ile aralarındaki bir ticari ilişkiye dair, kendi ticari defterlerini delil olarak sunmuştur. Davalı ise hiç ticari defter tutmamıştır. Davacının defterleri, usulüne uygun olarak tutulmuş ve kapanış tasdiki de yapılmıştır. Bu durumda, davacının ticari defterlerinin delil değeri nedir?
Bu durumda, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri, HMK m. 222 uyarınca, davalı aleyhine 'kesin delil' teşkil eder. HMK m. 222, ticari defterlerin delil olarak kullanılmasının koşullarını düzenler. Bu maddenin 3. fıkrası, 'Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf, iddiasını ispat etmiş sayılır.' hükmünü içerir. Daha da önemlisi, 4. fıkra, 'Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.' der. Bu hükümlerin tersinden yorumu ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, eğer bir tarafın ticari defterleri kanuna uygun olarak (eksiksiz, usulüne uygun, onaylı ve birbirini doğrulayan şekilde) tutulmuşsa, bu defterler, defterlerini hiç tutmayan veya usulsüz tutan ya da ibrazdan kaçınan diğer taraf aleyhine kesin delil oluşturur. Davalı, davacının defterlerindeki kayıtların aksini, ancak aynı derecede güçlü, yani başka bir kesin delille (senet, kesinleşmiş mahkeme kararı vb.) ispatlayabilir. Tanık gibi takdiri delillerle bu kayıtların aksini ispatlayamaz. Dolayısıyla, davacının defterleri, davalının borçlu olduğu yönünde kesin bir ispat aracı olarak kabul edilir.