Boşanma davası açan davacı, dava dilekçesinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan vakıaları (olayları) genel ifadelerle anlatmış, ancak somut olay, yer ve zaman belirtmemiştir. Davalı, bu nedenle iddianın anlaşılamadığını ve savunma yapamadığını ileri sürmüştür. Bu durum, HMK'daki hangi yükümlülüğün ihlalidir ve mahkemenin bu eksiklik karşısında ne yapması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65279

Bu durum, HMK m. 119/1-e'de düzenlenen, 'davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri'nin dava dilekçesinde bulunması zorunluluğunun ve HMK m. 194'teki 'somutlaştırma yükü'nün ihlalidir. Davacının, dayandığı vakıaları, karşı tarafın savunma yapmasına ve mahkemenin uyuşmazlığı anlamasına imkan verecek şekilde, belirli ve somut bir biçimde açıklaması gerekir. 'Eşim bana kötü davranıyor' gibi soyut bir iddia, somutlaştırılmış bir vakıa değildir. Davacı, ne zaman, nerede, ne şekilde kötü davrandığına dair somut olayları anlatmalıdır. HMK m. 119/2'ye göre, bu unsurun eksikliği, mahkemenin davacıya eksikliği tamamlaması için 'bir haftalık kesin süre' vermesini gerektiren bir durumdur. Mahkeme, bu eksikliği tespit ettiğinde, davayı hemen reddedemez. Davacıya, iddialarını somutlaştırması için bir haftalık kesin süre verir. Davacı, bu süre içinde dilekçesini düzelterek somut vakıaları açıklarsa, yargılamaya devam edilir. Eğer bu süre içinde eksikliği gidermezse, dava 'açılmamış sayılır'.