Bir davada, taraflardan biri, diğer tarafın sunduğu tanığın, olayla ilgisi olmayan, sadece söylentilere ve başkalarından duyduklarına dayanarak ifade verdiğini ileri sürmüştür. Bu tür bir tanıklığın hukuki değeri nedir? HMK, 'duyumdan aktarma' (hearsay) tanıklığına nasıl bir yaklaşım sergiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65251

Bu tür bir tanıklığın hukuki değeri çok zayıftır ve kural olarak tek başına hükme esas alınamaz. HMK'ya göre tanık, 'bildiğini' söylemekle yükümlüdür (HMK m. 259). Bu bilginin, tanığın bizzat kendi duyu organlarıyla (görerek, duyarak) edindiği, doğrudan bir bilgi olması esastır. Tanığın, dava konusu olayı bizzat görmeyip, başkalarından duyduklarını veya kendi çıkarımlarını mahkemede anlatması, 'duyumdan aktarma (hearsay) tanıklığı' olarak adlandırılır. Hukuk sistemimiz, Kıta Avrupası sistemine dahil olduğu için, Anglo-Sakson hukukundaki gibi mutlak bir 'hearsay yasağı' bulunmamaktadır. Yani, mahkeme bu tanığı dinleyebilir ve beyanını tutanağa geçirebilir. Ancak, HMK m. 198 uyarınca delilleri serbestçe takdir etme yetkisi kapsamında, mahkeme, duyuma dayalı bu tanıklığa, doğrudan görgüye dayalı bir tanıklığa göre çok daha az değer atfeder. Duyuma dayalı tanıklık, ancak dosyadaki diğer somut ve doğrudan delilleri (belge, ikrar, görgü tanığı vb.) destekleyici bir 'yan delil' olarak dikkate alınabilir. Tek başına, bir vakıanın ispatı için yeterli kabul edilmez.