Bir davada, taraflardan biri, diğer tarafın, HMK m. 29'da düzenlenen 'dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne' aykırı davrandığını, bilerek yanlış bilgi verdiğini veya delilleri kararttığını iddia etmektedir. Bu iddianın ispatlanması halinde, dürüstlük kuralına aykırı davranan taraf aleyhine, davanın esasından bağımsız olarak, uygulanabilecek bir yaptırım var mıdır?
Evet, vardır. HMK, dürüstlük kuralına ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davranışları yaptırımsız bırakmamıştır. Bu yaptırımlar şunlardır: 1) Yargılama Giderlerinden Sorumluluk (HMK m. 327/2): 'Kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.' Bu, normal vekalet ücretinden ayrı, bir tür cezai tazminat niteliğindedir. 2) Disiplin Para Cezası (HMK m. 329): 'Kötü niyetle dava açan veya davanın uzamasına sebep olan taraf aleyhine, her hâlde oduracağı yargılama giderlerinden başka, ayrıca disiplin para cezasına hükmolunur.' Mahkeme, dürüstlük kuralına aykırı davranarak davayı uzatan, delil karartan veya yalan beyanda bulunan taraf hakkında, talep olmasa bile re'sen, bu para cezasına hükmedebilir. 3) Delillerin Değerlendirilmesindeki Etkisi: Bir tarafın delilleri kasten karartması veya ibrazdan kaçınması, HMK m. 220 ve m. 222 uyarınca, diğer tarafın o delile ilişkin beyanlarının doğru kabul edilmesi gibi, davanın esasına etki eden ağır sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla, dürüstlük kuralının ihlali, hem usuli hem de maddi yaptırımlara yol açar.