Bir vergi mükellefi, adına kesilen bir vergi cezası için uzlaşma talebinde bulunmuş ve uzlaşma komisyonu ile anlaşarak tutanağı imzalamıştır. Ancak daha sonra, uzlaşma sırasında bir 'hata' yapıldığını (örneğin, uzlaşmaya konu olan cezanın aslında zamanaşımına uğramış olduğunun sonradan anlaşılması) iddia etmektedir. Bu mükellef, kesinleşmiş olan uzlaşma işleminin iptali için dava açabilir mi?
Kural olarak, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezalar kesindir ve bunlara karşı dava açılamaz (VUK Ek Madde 6). Ancak, bu kural mutlak değildir. Eğer uzlaşma işleminin kendisinde, idari işlemlerin iptalini gerektiren temel sakatlıklardan biri (yetki, şekil, sebep, konu, maksat unsurlarında ağır bir hukuka aykırılık) veya iradeyi sakatlayan haller (hata, hile, ikrah) varsa, bu durumun yargısal denetime tabi tutulması mümkündür. Mükellefin, uzlaşma sırasında, cezanın esasına ilişkin bir hususta (örneğin zamanaşımı gibi) esaslı bir 'hataya' düştüğünü veya düşürüldüğünü ispatlaması halinde, bu durum, uzlaşma iradesinin sakatlandığı anlamına gelir. Bu durumda mükellef, uzlaşma tutanağının kendisine tebliğinden itibaren, genel dava açma süresi içinde, uzlaşma işleminin 'iptali' için vergi mahkemesinde dava açabilir. Bu, uzlaşmanın esasına değil, uzlaşma işleminin hukuki geçerliliğine yönelik bir davadır. Danıştay'ın da bu yönde, irade sakatlığına dayalı olarak uzlaşmanın iptal edilebileceğine dair kararları bulunmaktadır. Ancak, bu yolun işletilebilmesi için, hatanın çok açık ve esaslı olması gerekir.