TCK m. 53/1-e uyarınca, kasten işlediği bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olan bir kişi, 'bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten' yoksun bırakılır. Bu yasak, kişinin bu mesleği bir şirkete ortak olarak veya bir şirket bünyesinde yönetici olmadan, sadece pay sahibi olarak icra etmesine engel midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65234

Bu konu yoruma açık olmakla birlikte, yasağın lafzı ve amacı dikkate alındığında, kural olarak engel değildir. Yasağın temel unsuru, mesleğin 'kendi sorumluluğu altında' icra edilmesidir. Bu, kişinin mesleki faaliyetlerinden dolayı şahsen ve doğrudan sorumlu olduğu 'serbest meslek erbaplığı' (tek başına çalışan avukat, doktor, mühendis) veya 'tacir' (şahıs işletmesi sahibi) statülerini hedefler. Bir şirkete (özellikle anonim veya limited şirket) ortak olmak (pay sahibi olmak), tek başına bu anlama gelmez. Pay sahibi, şirketin tüzel kişiliğinden ayrı bir varlıktır ve şirketin faaliyetlerinden dolayı sorumluluğu, kural olarak koyduğu sermaye ile sınırlıdır. Mesleki faaliyeti icra eden ve sorumluluğu üstlenen, şirketin tüzel kişiliğidir. Kişi, eğer şirketin yönetim kurulunda veya müdürler kurulunda yer almıyorsa, yani 'yönetici' sıfatıyla TCK m. 53/1-d'deki yasağa da girmiyorsa, sadece pay sahibi olarak kalması, TCK m. 53/1-e'deki yasağı ihlal ettiği anlamına gelmez. Ancak, eğer kişi, tek ortaklı bir şirket kurarak veya şirketi bir paravan olarak kullanarak, fiilen mesleği kendi sorumluluğu altında yürütüyorsa, bu durum yasağın dolanılması olarak değerlendirilebilir.