Bir kimse, kasten adam öldürme suçundan (TCK m. 81) yargılanmış ve hakkında 'yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından' beraat kararı verilmiştir. Ölenin mirasçıları (destekten yoksun kalanlar), bu beraat kararına rağmen, aynı kişiye karşı 'haksız fiil nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı' davası açabilirler mi? Hukuk hakiminin bu davadaki ispat ve delil değerlendirme standardı, ceza hakiminden nasıl farklıdır?
Evet, ölenin mirasçıları bu beraat kararına rağmen tazminat davası açabilirler. Hukuk hakiminin bu davadaki ispat ve delil değerlendirme standardı, ceza hakiminden temelden farklıdır. Bu farklar şunlardır: 1) İspat Standardı: Ceza muhakemesinde, mahkumiyet için 'şüphenin her türlü kuşkudan uzak bir şekilde yenilmesi' (beyond a reasonable doubt) standardı geçerlidir. En ufak bir makul şüphe, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraatı gerektirir. Hukuk muhakemesinde ise, ispat standardı 'üstün olasılık' veya 'yaklaşık ispat'tır. Yani, hakimin, bir vakıanın gerçekleştiğinin, gerçekleşmediğinden daha olası olduğuna kanaat getirmesi yeterlidir. 2) Delillerin Değerlendirilmesi: Ceza hakimi, delilleri mahkumiyete yetecek kesinlikte ararken, hukuk hakimi, aynı delilleri, bir haksız fiil sorumluluğu kurmaya yetecek olasılık düzeyinde değerlendirir. Ceza davasında mahkumiyete yetmeyen bir tanık beyanı veya bir emare, hukuk davasında diğer delillerle birleştiğinde, sorumluluğa hükmetmek için yeterli görülebilir. 3) Bağlayıcılık (TBK m. 74): 'Delil yetersizliğinden' verilen beraat kararı, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza dosyasındaki tüm delilleri de yeniden ve kendi ispat standardına göre serbestçe takdir ederek, sanığın haksız fiili işlediği ve bu nedenle tazminatla sorumlu olduğu sonucuna varabilir. Bu, çelişkili bir durum değil, iki farklı hukuk disiplininin farklı amaç ve standartlara sahip olmasının doğal bir sonucudur.