Bir davada, tanıklardan biri, dinlenmesi sırasında, daha önce dinlenen başka bir tanığın yalan söylediğini ve olayın aslında farklı bir şekilde gerçekleştiğini beyan etmiştir. Mahkeme, bu çelişki karşısında ne yapmalıdır?
Mahkeme, tanık beyanları arasında ortaya çıkan bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Maddi gerçeğe ulaşmak ve doğru bir karar verebilmek için bu çelişkinin aydınlatılması gerekir. Mahkemenin bu durumda başvurabileceği usuli imkanlar şunlardır: 1) Yüzleştirme (HMK m. 261/2): Bu en etkili yöntemdir. Mahkeme, beyanları çelişen tanıkları birlikte duruşmaya çağırarak, onları birbiriyle 'yüzleştirir'. Hâkim, çelişkili noktaları her bir tanığa ayrı ayrı sorar, onların birbirlerinin beyanlarına karşı diyeceklerini alır ve bu şekilde çelişkiyi gidermeye çalışır. 2) Ek Soru Sorma: Mahkeme, tanıkları ayrı ayrı yeniden dinleyerek, çelişkili hususlar hakkında detaylı ve çapraz sorular sorabilir. 3) Diğer Delillerle Karşılaştırma: Mahkeme, çelişkili tanık beyanlarını, dosyadaki diğer delillerle (belgeler, bilirkişi raporu, keşif bulguları vb.) karşılaştırarak, hangi tanığın beyanının daha tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun olduğuna karar verir. 4) Yalan Tanıklık İçin Suç Duyurusu (TCK m. 272): Eğer mahkeme, tanıklardan birinin kasten yalan söylediğine dair güçlü bir kanaat edinirse, o tanık hakkında yalan tanıklık suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verebilir. Mahkeme, bu yöntemlerle çelişkiyi giderdikten sonra, hangi tanığın beyanına ne ölçüde itibar ettiğini gerekçeli kararında açıklayarak hükmünü kurar.