Bir kamu kurumu, bir kişiye ait taşınmazın bir kısmına, kamulaştırma yapmaksızın fiilen el atarak bir trafo binası inşa etmiştir. Malikin açtığı el atmanın önlenmesi ve yıkım davasında, idare, trafo binasının kamu hizmeti için zorunlu olduğunu ve yıkılmasının kamu hizmetini aksatacağını savunmuştur. Bu savunma karşısında mahkeme nasıl bir karar vermelidir?
Mahkeme, bu savunmayı dikkate alarak, yıkım kararı vermek yerine, 'kamulaştırmasız el atma nedeniyle bedele hükmetme' yoluna gidebilir. Yargıtay içtihatları ve doktrinde kabul edilen 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ilkesi gereğince, özel mülkiyete tabi bir taşınmaza, kamu yararı amacıyla ve kalıcı bir şekilde (geri dönülemez nitelikte) el atılmışsa, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında bir denge kurulması gerekir. Trafo binası gibi, yıkılması kamu hizmetinin aksamasına ve daha büyük bir kamu zararına yol açacak bir yapının yıkımına karar vermek, orantılı bir çözüm olmayabilir. Bu durumda mahkeme, fiili durumu hukuki duruma uydurma yolunu seçer. Malikten, el atılan kısmın bedelini mi yoksa el atmanın önlenmesini mi tercih ettiğini sorar. Eğer malik bedelini isterse veya mahkeme durumun niteliği gereği bedele hükmetmenin daha doğru olduğuna karar verirse, el atılan taşınmaz kısmının değerini bilirkişiler marifetiyle tespit eder, bu bedelin idare tarafından malike ödenmesine ve el atılan kısmın idare adına tapuya tesciline karar verir. Bu, fiili el atma durumunu, sonradan bir tür bedel karşılığı devire dönüştüren, hakkaniyete dayalı bir çözümdür.