Bir boşanma davasında, kadın, evlilik birliği içinde eşinden şiddet gördüğünü, ancak bu şiddetin üzerinden uzun zaman geçtiğini ve eşini daha sonra affettiğini, evliliğin bu olaydan sonra yıllarca devam ettiğini belirtmiştir. Bu 'af' beyanının, şiddet vakıasının boşanma davasında kusur olarak değerlendirilmesine etkisi ne olur?
Af beyanı, affedilen vakıanın boşanma davasında kusur olarak değerlendirilmesini engeller. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, eşlerden birinin, diğerinin kusurlu bir davranışını (aldatma, şiddet, hakaret vb.) öğrendikten sonra, bu davranışı hoşgörüyle karşılaması, evlilik birliğine devam etmesi veya açıkça affettiğini beyan etmesi, o kusurlu davranışın affedilmiş sayılması sonucunu doğurur. Af, zımni (örtülü) veya sarih (açık) olabilir. Olaydan sonra birlikte yaşamaya devam etmek, birlikte tatile gitmek, barışmak gibi davranışlar zımni af olarak kabul edilir. Davacının, dilekçesinde veya duruşmadaki beyanında 'affettim' demesi ise sarih aftır. Affedilen olaylar, artık boşanma davasında karşı tarafa kusur olarak yüklenemez ve boşanma gerekçesi yapılamaz. Mahkeme, sadece affedilmemiş olan veya aftan sonra meydana gelen yeni kusurlu davranışları dikkate alarak bir karar verir. Dolayısıyla, somut olayda kadının şiddet gördükten sonra eşini affettiğini ve birlikte yaşamaya devam ettiğini beyan etmesi, o şiddet eyleminin boşanma davasında erkeğe kusur olarak yüklenmesine engel teşkil eder.