Bir kimse, kasten işlediği bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olmuştur. Hükümde, TCK m. 53'ün uygulanmasına da karar verilmiştir. Bu kişinin, cezasının infazı tamamlandıktan ve denetim süreleri bittikten sonra, adli sicil kaydından silinen bu mahkumiyet, gelecekte bir kamu görevine girmesine veya seçilmesine engel teşkil etmeye devam eder mi? (Adli Sicil Kanunu m. 13/A)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65176

Bu, karmaşık bir konudur ve adli sicil kaydının silinmesi ile 'arşiv kaydının' varlığı arasındaki farka dayanır. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre, cezanın infazının tamamlanmasından sonra adli sicil kaydı, belirli koşullarla silinir ve 'arşiv kaydına' alınır. Adli sicil kaydının silinmesi, kişinin 'sabıkasız' görünmesini sağlar. Ancak, TCK m. 53'te sayılan belirli hak yoksunlukları (memuriyet, seçilme vb.) açısından, ilgili özel kanunlarda (örn. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu) genellikle 'kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına hüküm giymemiş olmak' gibi özel şartlar aranır. Bu özel kanunlar, genellikle 'affa uğramış olsalar bile' veya 'adli sicil kaydı silinmiş olsa bile' gibi ifadeler içerirler. Adli Sicil Kanunu m. 13/A'da düzenlenen 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumu, bu tür kalıcı hak yoksunluklarını ortadan kaldırmaya yönelik bir mekanizmadır. Hükümlü, cezasının infazından itibaren üç yıllık bir süre geçtikten sonra, mahkemeye başvurarak yasaklanmış haklarının geri verilmesini talep edebilir. Mahkeme, kişinin bu süre içinde yeni bir suç işlememesi ve iyi halli olması durumunda bu talebi kabul edebilir. Bu karar alındığı takdirde, kişi, özel kanunlardaki engellerden de kurtularak, o hakları yeniden kullanabilir hale gelir. Özetle, adli sicilin silinmesi tek başına yeterli değildir; kalıcı hak yoksunluklarını aşmak için genellikle yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının alınması gerekir.