Bir kimse, başkasına ait kredi kartını rızasıyla almış, ancak anlaştıkları limitin üzerinde harcama yaparak kendisine haksız yarar sağlamıştır. Bu eylem TCK m. 245/1'deki suçu oluşturur. Sanık, kovuşturma başladıktan sonra, mağdurun zararının bir kısmını gidermiş, kalanını ise taksitle ödemeyi taahhüt etmiştir. Bu durum, TCK m. 168'deki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli midir?
Hayır, bu durum etkin pişmanlık hükümlerinin tam olarak uygulanması için yeterli değildir. TCK m. 168'de düzenlenen etkin pişmanlığın temel koşulu, mağdurun uğradığı zararın 'aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi'dir. Zararın sadece bir kısmının giderilmesi, 'kısmi iade' veya 'kısmi tazmin' olarak kabul edilir. TCK m. 168/4'e göre, 'Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.' Dolayısıyla, sanığın zararın tamamını değil de bir kısmını gidermesi halinde, etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilmesi için, mağdurun bu kısmi gidermeye razı olduğunu açıkça beyan etmesi gerekir. Mağdur, 'zararımın tamamı giderilmeden razı değilim' derse, sanık indirimden yararlanamaz. Kalan zararı taksitle ödeme taahhüdü de, zararın fiilen giderildiği anlamına gelmediği için, mağdurun rızası olmadıkça etkin pişmanlık için yeterli sayılmaz.