Bir davada, taraflardan biri, diğer tarafın sunduğu bir tanığın, tanıklık yapmadan önce dava hakkında bilgilendirildiğini ve yönlendirildiğini (tanıklığa hazırlandığını) iddia etmektedir. Bu iddianın ispatlanması halinde, bu tanığın beyanının hukuki değeri ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65144

Bu iddianın ispatlanması, tanığın beyanının delil değerini ciddi şekilde zayıflatır veya tamamen ortadan kaldırır. HMK'ya göre tanık, 'dava hakkında sahip olduğu bilgiyi' mahkemeye bildirmekle yükümlüdür (HMK m. 240). Bu bilginin, tanığın dava konusu olayları bizzat görmesi, duyması gibi kendi beş duyusuyla, dava dışı bir şekilde edinilmiş olması gerekir. Tanıklık, bir ezberin veya kendisine öğretilenin tekrarı değildir. Bir tanığın, taraflardan biri tarafından önceden yönlendirilmesi, ne söyleyeceğinin kendisine telkin edilmesi (halk arasında 'tanık ayarlama' olarak bilinir), tanıklığın tarafsızlığı ve doğruluğu ilkesini zedeler. HMK m. 259, tanığın 'dinlenilmeden önce' diğer tanıkları dinleyemeyeceğini belirterek, tanıkların birbirinden etkilenmesini dahi önlemeyi amaçlamıştır. Bir tarafın, tanığı yönlendirdiğinin ispatlanması (örneğin başka bir tanığın bu durumu açıklaması, bir ses kaydı vb.), o tanığın beyanının 'objektif ve güvenilir' olmadığı sonucunu doğurur. Mahkeme, bu durumu HMK m. 198 uyarınca delilleri serbestçe takdir etme yetkisi kapsamında değerlendirir ve bu tanığın beyanına itibar etmeyebilir. Bu durum, aynı zamanda TCK m. 272'deki yalan tanıklık suçunun hazırlık hareketleri veya teşebbüsü olarak da değerlendirilebilir.