Bir kimse, kasten işlediği bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olmuş ve bu cezasının infazına başlanmıştır. Hükümlü, cezaevindeyken, TCK m. 53/1-d uyarınca 'şirket yöneticisi olmaktan' yoksun bırakılmıştır. Bu hükümlü, cezaevinden, ortağı olduğu bir limited şirketin genel kurul toplantısına vekaleten bir avukat göndererek oy kullanabilir mi?
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, TCK m. 53/1-d'deki yasağın dar yorumlanması gerekir. Madde, kişinin 'yönetici veya denetçi olmaktan' yoksun bırakılacağını belirtmektedir. Şirket ortağı olmak ve genel kurulda oy kullanmak, doğrudan bir yöneticilik veya denetçilik faaliyeti değildir; bu, ortaklık sıfatından ve pay sahipliğinden doğan bir haktır. TCK m. 53, bir güvenlik tedbiri olarak hakları kısıtladığı için dar yorumlanmalıdır. Kişinin 'yönetici' sıfatıyla şirketi temsil etmesi, imza atması, idari kararlar alması yasaklanmıştır. Ancak, pay sahipliğinden doğan, malvarlığına ilişkin bir hak olan oy hakkını, bizzat katılamadığı için bir vekil aracılığıyla kullanmasının bu yasağın kapsamına girdiği söylenemez. Oy kullanma, yönetim faaliyetinden ziyade, denetim ve irade bildirme hakkıdır. Dolayısıyla, hükümlünün vekaleten birini göndererek genel kurulda oy kullanması, TCK m. 53/1-d'nin ihlali olarak kabul edilmemelidir. Ancak, bu vekil aracılığıyla kendisini yeniden yönetici olarak seçtirmesi veya yönetim kurulu kararlarına doğrudan etki edecek şekilde hareket etmesi yasağın dolanılması olarak değerlendirilebilir.