Bir davada, taraflar arasında görülen ve temyize tabi olan bir karar, taraflardan birinin yokluğunda verilmiştir. Gerekçeli kararın tebliği için gönderilen tebligat, tarafın ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunduğu adrese yapılmıştır. Ancak tebligatta, CMK m. 35/3'e göre kararın kendisine okunup anlatıldığına dair bir şerh bulunmamaktadır. Bu tebligat geçerli midir ve temyiz süresini başlatır mı? (Bkz. Yargıtay 4. CD, 2015/18769 E., 2017/21806 K.)
Bu tebligat geçerli değildir ve temyiz süresini başlatmaz. Tebligat Kanunu'nun yanı sıra, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklulara yapılacak tebligatlar için özel usul kuralları bulunmaktadır. CMK m. 35/3 (ve Tebligat Kanunu'nun ilgili maddeleri), cezaevindeki kişilere yapılacak tebligatların, kurum müdürü veya görevlendireceği memur aracılığıyla, kararın kendisine 'okunup anlatılması' suretiyle yapılmasını emreder. Bu, kişinin hukuki durumuyla ilgili önemli bir kararın içeriğini tam olarak anladığından emin olmak için getirilmiş bir güvencedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/21806 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tebliğ mazbatasında bu şerhin bulunmaması, tebligatı usulsüz hale getirir. Usulsüz tebligat ise, muhatap karardan haberdar olduğunu beyan etmedikçe, hukuki bir sonuç doğurmaz ve kanun yollarina başvuru gibi hak düşürücü süreleri başlatmaz. Dolayısıyla, bu tebligattan sonra yapılan temyiz başvurusu, süre aşımı nedeniyle reddedilemez ve süresinde yapılmış kabul edilmelidir.