Bir icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında (İİK m. 72), mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vererek, borçlunun takip konusu alacağın bir kısmından borçlu olmadığının tespitine hükmetmiştir. Bu durumda, davacı (borçlu) lehine ve davalı (alacaklı) lehine vekalet ücretine nasıl hükmedilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65105

Menfi tespit davasının kısmen kabul, kısmen reddedilmesi halinde, vekalet ücreti, kabul ve ret oranlarına göre her iki taraf lehine de ayrı ayrı hesaplanır. Bu durum, HMK m. 326'daki genel kuralın ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin bir yansımasıdır. Uygulama şu şekildedir: 1) Davacı (Borçlu) Lehine Vekalet Ücreti: Mahkemece 'borçlu olunmadığı tespit edilen' miktar, yani davanın kabul edilen kısmı üzerinden, AAÜT'ye göre hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilir. Bu ücret, davalıdan (alacaklıdan) alınarak davacıya (borçluya) verilir. 2) Davalı (Alacaklı) Lehine Vekalet Ücreti: Davanın reddedilen kısmı, yani borçlunun 'borçlu olduğu anlaşılan' miktar üzerinden, yine AAÜT'ye göre hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilir. Bu ücret de, davacıdan (borçludan) alınarak davalıya (alacaklıya) verilir. Kısacası, mahkeme her iki tarafın da haklı çıktığı oranlarda, her iki taraf lehine de vekalet ücreti takdir etmek zorundadır. Bu ücretler birbirinden mahsup edilerek tek bir rakama indirgenmez, hükümde ayrı ayrı gösterilir.