Bir davada, taraflardan biri, tanık listesi için verilen kesin süreyi kaçırmıştır. Bir sonraki duruşmada tanıklarını hazır edememiş, ancak tanıklarının davetiye ile çağrılmasını talep etmiştir. Mahkemenin, HMK m. 243/1'deki 'hazır bulundurursa dinlenir' hükmünü gerekçe göstererek, tanıkların davetiye ile çağrılması talebini reddetmesi hukuka uygun mudur?
Evet, mahkemenin bu talebi reddetmesi kural olarak hukuka uygundur. HMK, delillerin bildirilmesi için kesin süre öngörmüş ve bu süreye uyulmamasının sonucunu hakkın kaybı olarak belirlemiştir. HMK m. 243/1, bu katı kurala tek bir istisna getirmiştir: Kesin süreyi kaçıran taraf, ancak ve ancak takip eden duruşmada tanıklarını 'bizzat hazır bulundurursa' dinletebilir. Bu hüküm, yargılamayı geciktirmeme koşuluna bağlı bir son şans niteliğindedir. Tarafın, tanıklarını hazır etmek yerine, onların davetiye ile çağrılmasını talep etmesi, yeni bir tebligat süreci ve muhtemelen yeni bir duruşma günü verilmesi anlamına gelecektir ki bu, kesin sürenin amacını (yargılamayı hızlandırma) boşa çıkaran bir durum olur. Dolayısıyla, HMK m. 243/1'deki istisnanın lafzı ve ruhu, tanıkların davetiye ile çağrılmasını kapsamaz. Kesin süreyi kaçıran ve bir sonraki celse tanıklarını hazır da edemeyen taraf, tanık dinletme hakkını kaybetmiş olur. (Bkz. Yargıtay 1. HD, 2015/12818 E., 2018/9896 K. kararındaki karşı oyda da bu mantık işlenmiştir, çoğunluk görüşü onama yönünde olsa da karşı oy bu usuli detayı tartışmaktadır).