Bir davanın ön inceleme duruşması yapılmadan, tensip zaptı ile taraflara 'tanıklarını bildirmeleri için iki hafta kesin süre' verilmesi hukuken geçerli midir? Bu süreye uymayan tarafın tanık dinletme hakkı düşer mi? HMK m. 140/5 bu konuda nasıl bir düzenleme içermektedir? (Bkz. Yargıtay 2. HD, 2017/844 E., 2017/4603 K.)
Hayır, bu şekilde verilen kesin süre hukuken geçerli değildir ve bu süreye uyulmaması tarafın tanık dinletme hakkını düşürmez. HMK'ya göre delillerin bildirilmesi, ön inceleme aşamasıyla yakından ilişkilidir. HMK m. 137, ön incelemenin 'dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra' yapılacağını belirtir. Ön incelemenin amacı, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit etmektir (HMK m. 140/1). Deliller de, bu 'anlaşılmayan' yani 'çekişmeli' vakıaların ispatı için gösterilir. Dolayısıyla, henüz ön inceleme duruşması yapılmadan ve çekişmeli hususlar tespit edilmeden, taraflardan tanıklarını bildirmeleri için kesin süre verilmesi, usulün ruhuna aykırıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/4603 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, HMK m. 140/5'teki kesin süre, tarafların dilekçelerinde belirttikleri ancak henüz sunmadıkları 'belgeler' için öngörülmüştür, tanık bildirmek için değil. Tanık bildirme süresi, kural olarak ön inceleme duruşmasında çekişmeli noktalar belirlendikten sonra verilir. Tensiple verilen bu geçersiz kesin süreye uymayan taraf, daha sonra usulüne uygun aşamada tanıklarını bildirebilir.