Vergi inceleme raporu, re'sen yapılan bir tarhiyatın ve kesilen cezanın dayanağıdır. Bu raporun, VUK m. 35 uyarınca ceza ihbarnamesi ekinde mükellefe tebliğ edilmemesinin hukuki sonucu nedir? Bu eksiklik, tarhiyatı ve cezayı kendiliğinden hükümsüz kılar mı, yoksa mahkeme sürecinde telafi edilebilir bir usul hatası mıdır? (Bkz. Danıştay 3. Daire - E. 2018/861, K. 2021/864)
Vergi inceleme raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesi, tarhiyatı veya cezayı kendiliğinden hükümsüz kılan esasa etkili bir aykırılık değildir. Ancak bu durum, tebligatın usulüne uygun yapılmadığı anlamına gelir ve mükellef açısından dava açma süresinin başlamasını engeller. Danıştay 3. Dairesi'nin 2021/864 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu eksiklik, tarhiyatın değil, tebligatın sakatlığıdır. Mükellef, bu eksik tebligata rağmen, süresi içinde veya süre geçtikten sonra dava açtığında, mahkeme davayı süre aşımı nedeniyle reddedemez. Mahkemenin yapması gereken, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) ilgili hükümleri uyarınca, vergi dairesinden inceleme raporunu dosyaya sunmasını istemek ve bu raporu davacı mükellefe tebliğ ederek, rapora karşı beyan ve delillerini sunması için kendisine süre vermektir. Yani bu eksiklik, yargılama aşamasında telafi edilebilen bir usul hatasıdır. Rapor tebliğ edildikten ve tarafa savunma hakkı tanındıktan sonra, mahkeme davanın esası hakkında bir karar verir. Raporun tebliğ edilmemesi tek başına iptal nedeni sayılmaz.