Bir avukat, sahte bir vekaletname düzenleyerek (TCK m. 204) müvekkili adına haksız bir menfaat temin etmiştir. Avukatın bu fiili, TCK m. 53/5 kapsamında 'bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması' olarak değerlendirilebilir mi? Bu durumda mahkemenin, hapis cezasına ek olarak, avukatlık mesleğinin icrasının belirli bir süre yasaklanmasına karar vermesi zorunlu mudur?
Evet, avukatın bu fiili TCK m. 53/5 kapsamında 'bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması' olarak değerlendirilir. Avukatlık, TCK m. 53/1-e'de belirtilen 'bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun (Baro) iznine tabi bir meslek'tir. Sanık, bu mesleğin kendisine tanıdığı hak ve yetkileri kötüye kullanarak suç işlemiştir. TCK m. 53/5, bu durumda mahkemenin 'ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir' hükmünü amirdir. Maddede kullanılan 'karar verilir' ifadesi, bu tedbirin uygulanmasının mahkeme için zorunlu olduğunu, bir takdir hakkı bulunmadığını göstermektedir. Bu, TCK m. 53/6'daki 'karar verilebilir' ifadesinden farklıdır. Dolayısıyla, mahkeme, avukat hakkında verdiği hapis cezasına ek olarak, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmettiği cezanın yarısından bir katına kadar bir süreyle avukatlık mesleğini icra etmekten yasaklanmasına da karar vermek zorundadır. Mahkemenin takdir hakkı, sadece yasağın süresini kanuni sınırlar içinde belirlemekle sınırlıdır.