Paylı mülkiyete tabi bir arazide, paydaşlar arasında fiili bir kullanım paylaşımı (fiili taksim) yapılmıştır ve her paydaş yıllardır kendi kullandığı bölümü ekip biçmektedir. Paydaşlardan A, fiilen kendisine ayrılan bölümü aşarak, B'nin kullandığı bölüme tecavüz etmiştir. B'nin, A aleyhine açacağı el atmanın önlenmesi davasında, 'intifadan men' (yararlanmadan alıkoyma) koşulunu ispatlaması gerekir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65074

Hayır, bu durumda 'intifadan men' koşulunun ispatlanması gerekmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, paydaşlar arasında harici bir taksim sözleşmesi veya uzun süreli kullanımla oluşmuş fiili bir taksim varsa, bu durum intifadan men koşulunun bir istisnasını oluşturur. Fiili taksimle birlikte, her paydaşın yararlanacağı yer belirli hale gelmiş ve her paydaş diğerinin kullanımına rıza göstermiştir. Bu fiili taksim, paydaşlar arasında bağlayıcıdır. Bir paydaşın, bu fiili taksime aykırı olarak diğerinin fiili kullanım alanına müdahale etmesi, doğrudan bir haksız el atma teşkil eder. Artık bu aşamada, müdahaleye uğrayan paydaşın, diğer paydaşa 'benim yerimden yararlanma' şeklinde bir ihtar çekmesine gerek yoktur. Fiili taksimin varlığı, müdahalenin haksızlığını kanıtlamak için yeterlidir. Dolayısıyla B, intifadan men koşulunu ispatlamadan doğrudan A aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabilir. (Bkz. HGK - 2017/2113 E., 2019/965 K.)