Boşanma davasında, taraflardan birinin diğerinin rızası olmaksızın elde ettiği ses kaydı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun belirlediği 'ani gelişen durum' ve 'başka türlü delil elde etme imkanının olmaması' kriterlerini taşıyorsa, bu durum ses kaydını hukuk mahkemesi açısından otomatik olarak hukuka uygun hale getirir mi? Hukuk hakiminin bu delili değerlendirirken ceza hukuku kriterlerinin ötesinde dikkate alması gereken başka ilkeler var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65072

Ceza Genel Kurulu'nun belirlediği bu kriterlerin varlığı, ses kaydının hukuk mahkemesi açısından otomatik olarak hukuka uygun hale gelmesini sağlamaz, ancak delilin hukuka uygunluğuna dair çok güçlü bir karine oluşturur. Hukuk hakimi, ceza hukuku kriterlerini bir ölçüt olarak dikkate almakla birlikte, kendi alanına özgü ilkeleri de gözetmelidir. Bu ilkeler şunlardır: 1) Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2): Delil, karşı tarafı tuzağa düşürmek, bir komplo kurmak veya olmayan bir vakayı varmış gibi göstermek amacıyla 'yaratılmış' olmamalıdır. Kayıt, mevcut bir durumu pasif bir şekilde tespit etmelidir. 2) Orantılılık İlkesi: Elde edilen delilin ispatlamak istediği vakıanın önemi ile bu delili elde ederken ihlal edilen hakkın (özel hayatın gizliliği) ağırlığı arasında bir denge olmalıdır. Aldatma gibi evlilik birliğinin temelini sarsan ağır bir vakıanın ispatı için sunulan bir delil ile daha hafif bir kusurun ispatı için sunulan delil aynı şekilde değerlendirilmeyebilir. 3) Menfaatler Dengesi: Hâkim, bir yanda ispat hakkını ve gerçeğe ulaşma amacını, diğer yanda ise özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkını tartarak bir denge kurmalıdır. Sonuç olarak, ceza hukuku kriterlerini taşıyan bir delilin hukuk mahkemesinde kabul edilme olasılığı çok yüksek olsa da, hâkim yine de her somut olayın özelliğine göre dürüstlük ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde nihai bir değerlendirme yapmalıdır.