Bir boşanma davasında, davalı vekiline tanıklarını hazır etmesi için bir sonraki celseye kadar süre verilmiş ve 'hazır edilmediği takdirde bu delile başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine' karar verilmiştir. Davalı vekili bir sonraki celseye mazeret dilekçesi sunmuş ancak tanıklarını hazır edememiştir. Mahkemenin, bu ihtara dayanarak tanıkları dinlemeden davayı karara bağlaması usulen doğru mudur? (Bkz. Yargıtay 2. HD, 2016/18450 E., 2018/6541 K.)
Mahkemenin bu kararı usulen doğru değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/6541 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tarafların veya vekillerinin, gösterdikleri tanıkları duruşmada bizzat 'hazır etme yükümlülüğü' yoktur. Tanık deliline dayanmak ile tanığı duruşmada hazır etmek farklı şeylerdir. Tanığın mahkemeye getirilmesi, mahkemenin görevidir. HMK m. 243'e göre tanık, kural olarak davetiye ile çağrılır. Taraflar, tanıklarının isim ve adreslerini bildirir ve delil avansını yatırır; tanığa tebligat çıkarmak ve gelmediği takdirde zorla getirme gibi işlemleri yapmak mahkemenin yükümlülüğündedir. Mahkemenin, tarafa 'tanıklarını hazır et, etmezsen vazgeçmiş sayılırsın' şeklinde bir ihtar yapması ve bu ihtara dayanarak tanıkları dinlememesi, kanunda yeri olmayan bir yükümlülük ihdas etmek ve savunma hakkını kısıtlamak anlamına gelir. Davalı taraf tanıklarının dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği sürece, mahkeme delil avansını tamamlattırarak tanıkları usulüne uygun şekilde (davetiye ile) çağırmalı ve dinlemelidir.