Bir davada, davacı tanıklarından biri usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmemiştir. Davacı vekili, bu tanığın beyanlarının davanın esası için çok önemli olduğunu belirterek, tanığın zorla getirilmesini talep etmiştir. Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul nedir? (Bkz. HMK m. 245)
Mahkemenin, davacının talebi doğrultusunda tanığın zorla getirilmesine karar vermesi gerekir. HMK m. 245, tanıklık yapmanın bir kamu görevi olduğunu ve çağrılan herkesin gelmek zorunda olduğunu belirtir. Maddeye göre, 'Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.' Dolayısıyla, mahkemenin izlemesi gereken usul şudur: 1) Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını ve tanığın bir mazeret bildirip bildirmediğini kontrol etmek. 2) Eğer tebligat usulüne uygunsa ve tanık geçerli bir mazeret bildirmemişse, davacının talebi üzerine veya re'sen, tanığın bir sonraki duruşmaya 'zorla getirilmesi' için kolluk kuvvetlerine müzekkere yazmak. 3) Aynı zamanda, tanığın gelmemesi nedeniyle sebep olduğu giderlere (eğer varsa) ve takdiren bir miktar disiplin para cezasına çarptırılmasına karar vermek. Mahkemenin, usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen ve dinlenilmesi istenen bir tanık hakkında zorla getirme kararı vermekten kaçınması, ispat hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamına gelir.