Bir işçi, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği iddiasıyla kısmi dava (HMK m. 109) açmış, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla alacağının tamamı belirlenince, ıslah dilekçesiyle talebini artırmıştır. Mahkeme, hem dava dilekçesindeki kısmi talebe hem de ıslahla artırılan kısma, dava tarihinden itibaren faiz yürütmüştür. Bu karar hukuka uygun mudur? Islahla artırılan miktar için faizin başlangıç tarihi ne olmalıdır? (Bkz. Yargıtay 9. HD, 2016/11127 E., 2016/21951 K.)
Bu karar hukuka aykırıdır. Kısmi davada faizin başlangıcı, talep edilen kısımlara göre ayrı ayrı belirlenir. Dava dilekçesiyle talep edilen miktar için faiz başlangıç tarihi, eğer daha önce bir temerrüt ihtarında bulunulmamışsa, dava tarihidir. Ancak ıslahla artırılan kısım için durum farklıdır. Islah, yeni bir talep ileri sürme niteliğindedir ve davalıyı, ıslah dilekçesinin kendisine tebliğ edildiği veya ıslahın yapıldığı duruşma tarihi itibarıyla temerrüde düşürür. Bu nedenle, ıslahla artırılan alacak kısmı için faiz, dava tarihinden değil, ıslah tarihinden itibaren işlemeye başlar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/21951 K. sayılı kararında da bu yanlışlık düzeltilerek onanmıştır. Mahkemenin, ıslahla artırılan kısma da dava tarihinden itibaren faiz yürütmesi, sebepsiz zenginleşmeye yol açar ve usul ve yasaya aykırıdır. Doğru uygulama, dava dilekçesindeki miktar için dava tarihinden, ıslahla artırılan miktar için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmetmektir.