Bir ceza davasında yargılanan sanığın, aynı fiil nedeniyle daha önce başka bir mahkemede yargılandığı ve hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin, bu iki dava arasındaki zincirleme suç (TCK m. 43) ilişkisini değerlendirebilmesi için usulen ne yapması gerekir? (Bkz. Yargıtay 7. CD, 2021/14752 E., 2021/10872 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #65046

Mükerrer yargılamayı (ne bis in idem) önlemek ve TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerini doğru uygulayabilmek için, mahkemenin öncelikle kesinleşmiş olan ilk dava dosyasını ilgili mahkemeden getirtmesi gerekir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/10872 K. sayılı kararında da bu usuli zorunluluk vurgulanmıştır. Mahkemenin yapması gerekenler şunlardır: 1) Sanığa ait kesinleşmiş mahkumiyet kararını ve dava dosyasının tamamını veya onaylı bir örneğini celp etmek. 2) Her iki dosyayı birlikte inceleyerek, eylemlerin 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında' işlenip işlenmediğini, suç tarihlerini, suçun niteliğini ve diğer unsurları karşılaştırarak eylemler arasında zincirleme suç ilişkisi bulunup bulunmadığını değerlendirmek. 3) Eğer zincirleme suç koşullarının varlığına kanaat getirirse, TCK m. 43/1 uyarınca tek bir ceza vermeli ve bu cezadan, daha önce kesinleşen kararla hükmedilen cezayı mahsup etmelidir. Bu araştırma yapılmadan, her iki dosya bağımsızmış gibi hüküm kurulması, hem adil yargılanma hakkının hem de ceza hukukunun temel ilkelerinin ihlali anlamına gelir.