Bir boşanma davasında, davalı kadının yasal cevap süresi (HMK m. 127/1) geçtikten sonra verdiği cevap dilekçesinde ilk kez ileri sürdüğü maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında mahkeme nasıl bir karar vermelidir? Mahkemenin bu talepleri esastan inceleyip reddetmesi usulen doğru mudur? (Bkz. Yargıtay 2. HD, 2016/17670 E., 2018/6161 K.)
Mahkemenin bu talepler hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' dair karar vermesi gerekir. Bu talepleri esastan inceleyip reddetmesi usulen doğru değildir. Boşanmanın fer'isi (eki) niteliğindeki maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) talepleri, bir karşı dava niteliği taşımazlar ve cevap dilekçesiyle veya yargılamanın her aşamasında sözlü olarak dahi ileri sürülebilirler. Ancak bu taleplerin ileri sürülmesi de belirli usuli kurallara tabidir. Cevap dilekçesi, savunmaların ve buna bağlı taleplerin ileri sürüldüğü temel dilekçedir. Yasal süresi içinde verilmeyen bir cevap dilekçesi, hukuki bir sonuç doğurmaz ve içerisindeki savunma ve talepler dikkate alınmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/6161 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, süresinden sonra verilen cevap dilekçesindeki tazminat talepleri, usulüne uygun olarak ileri sürülmüş sayılmaz. Bu nedenle mahkeme, bu talepleri hiç ileri sürülmemiş gibi kabul etmeli ve esasa girerek bir ret kararı vermek yerine, usulüne uygun bir talep bulunmadığından 'karar verilmesine yer olmadığına' dair bir hüküm kurmalıdır. Esastan ret kararı, talebin usulüne uygun olarak yapıldığı ancak haklı bulunmadığı anlamına gelir ki bu, somut durumla çelişir.